birkaç kez saçmalamışımdır bütünlüğü olan bir konuşmanın ortasında, birkaç kere de dilim sürçmüştür belki. o anlar çok kötü hissetmem kendimi. güler geçerim işte. ama birkaç kez saçmalayıp, birkaç kez de dilim sürçerse ne olur hiç bilmiyorum. yanımda bu iki hali birden yaşayanlar oldu, ben de onlara çok hoş bakmadım doğrusu, o nedenle bu durumu yaşarsam bunu iç dünyamda nasıl sindiricem hiçbir fikrim yok. bu düşüncenin ağırlığı altında eziliyorum mu sanıyorsunuz? tabi ki de hayır. kendimden yana olduğumu bilmenin rahatlığı var içimde. ben elbet her şeyi atlatırım.
bunlar değil aslında derdim. ben bir bağlamda yer alamayan insanların haline şaşırıyorum. ya da bağlama ayak uyduramayan. ya da bağlamı benden başka türlü bağlanan. benle aynı dili konuşmayan insanları sevmiyorum ya, sevemiyorum. biraz konuşmaya çabalasanız, o dil sürçmelerinizi de saçmalamalarınızı da önemsiz şeyler listesinin altına ekliycem ama yok ki bir çaba. birçok kişi tanıdım, e ne yapalım o da öyle deyip geçen ama ben desem de geçemiyorum. duygu dünyan varsa ne saklarsın onu be mübarek? e olduğunu da biliyoruz. herkes senin gibi olmak zorunda mı canım diyorum kendime. ama ben benim gibi olmayan insanı sevemiyorum işte. iç akıntıları ne yöne doğru bilemiyorsanız bi insanın, dış akıntıları da belirsizleşiyor, yavanlaşıyor. buzdolabı gibi olmayın allahaşkına. bi konuşun bi şey söyleyin ya da yapın. yok yapmıyorsanız, tabi saygı duyuyorum, ama sevemiyorum sizi kusuruma bakmayın hiç. herkes seçimleriyle yaşamıyor mu sonunda. ben sizler gibilerle yaşamamayı seçiyorum. e ne yapayım, açmıyorsunuz beni pirim.
jojo's fashion
18 yıl önce
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder