12.01.2008

Geçmişle ilgili anların, anıların, sözlerin dirilişini yaşadığım son günlerde, geçmişe dair tahammülsüzlüğümde de bir artış oldu sanki. Unutulduğunu sanıyordum üstelik. Ama burda, karşımdalar işte. Birden aklıma geliveriyorlar. Ne acıdır, insanın istemediği şeyleri hatırlaması...Gelir ve gitmez işte. Yatılı misafircilik oynamaktalardır aklımda, habersiz gelmişlerdir. Can sıkıntısı...
Geçenlerde aklıma gelen davetsiz misafir, 'Giz 4 Dakika'ydı mesela. Hala da aklımda. Ne ilgisi var anlamadım. Sadece bir kez tanış olmuştuk kendisiyle. Ama geçmişe öfkeliyim ya son günlerde işte, acısını 'Giz 4 Dakika'dan
çıkarıyorum sanki. Neden sürüldü piyasaya bu kadar aptalca bir malzeme? Ben neden aldım da yaptım? Hadi bir denemek istiyordum diyelim, 4 dakika mı değil mi? 40 dakika imiş, tecrübe ettik. Çünkü reklamlarındaki gibi malzemeler hazır değildi ki bizde. Hele o reklamda oynayan kadının ' Evinizde hiç bir şey yoksa dondurulmuş vişne vardır' deyişi kulaklarımda çınlıyor. Nasıl yalan bir kadınsın sen ya, 'evet bizim evde ekmek olmasa da dondurulmuş vişne vardır' diye üstüne yürüyesim geliyor. Öfkeliyim işte. Bildiğimiz petit beurre bisküviyi pasta diye kakaladılar bize. Kandırıldık. 40-4=36 dakika kaybımız var hayatta. Hadi bu 36 dakikayı verin bana. Versene 'Giz 4 dakika', ne duruyorsun? Hayatımdan çaldığın zamanları ver bana. Koca bir yalancısın sen, o yüzden ne oldu sonun, bittin gittin işte...

Hiç yorum yok: