2. kattaki cafeleri severim. Geleni geçeni seyrederim tepeden. Hiçbir şey yapmadan, orada olmadan, sadece seyretmek güzeldir bazen. Tanrısal bir duruş gibi. İlahi bir kayıtsızlık hali. Şöyle bir gelene geçene bakarım, sonra o anda en çok özlediğim kişi kimse hayatımda onu görmeyi umut ederim. Hep de özlediğim biri vardır. İşte bugün de böyle bir anda, böyle bir mekanda Asiye çarptı gözüme. Bu darbeyle, gözüm özlediğim kişiyi aramaktan da vazgeçmişti bak bunu şimdi farkettim oysa vazgeçmek bu kadar kolay olmamalı. Asiye-ki bu ismi ben ona verdim-7 vardı yoktu. Boyu belime gelirdi ancak. Üzerinde sanki 40 yıldır giyiyormuş gibi duran bir ilkokul forması vardı. Sabahtan geceye kadar üstünde olduğundandı muhtemelen. Asiye, sokakta çalış-tırıl-an bir çocuktu. Kırmızı bir tokası vardı, forması gri-kırmızı, bir de mus çorabı vardı onlar da kırmızıydı, çoraplarını çok beğendim, benim de olsun istedim. Yanındaki, kendinden yaşça büyük birkaç çocukla boş kalan vakitlerinde oynamakta, şakalaşmaktaydı, yok 1 Nisan ile ilgili olduğunu düşünmüyorum bu durumun. Asiye'nin asıl işi, insanların birden karşısına çıkıp, onlara bir şeyler söylemek, istemekti. Hepimizin yaşadığı bir deneyimdir elbet. Ama Asiye'nin öyle bir hareketi vardı ki kendine özgü, asıl ilgimi çeken bu oldu. Yolda yürüyen bir sürü insan arasından, seçimini yapıyor, kararlı küçük adımlarla ona doğru koşuyor, hop diye zıplayıp tam önünde duruyor ve kollarını da en sonuna kadar açıp, karşısında dikiliyordu. Belli ki hiç korkmuyordu. Afferin dedim Asiye, kendi kendime. Keşke herkes senin gibi olabilse. Aman güzel ablacım abartma dedi. Yok yok, büyüksün Asiye dedim. Neden ki abla dedi. Dedim çocuğum büyüyünce anlarsın, ama yine de anlat diye tutturdu, eh peki dedim. Bak dedim çevrene, bu gördüğün insanların çoğu ne istediğini bilmiyor hayatta, sen biliyorsun. Bir insan seç(v)ip ona koşmakta ya cesaretsiz kalıyorlar ya geç, sen seçip hemencik koşuyorsun. Ama bunları yapanlar da vardır abla dedi Asiye. Elbet var dedim Asiyecim, ama onlar da senin kadar kararlı mı acaba? Emin olup, koşup, kollarını açıp, korkusuzca meydan okuyabiliyorlar mı karşısındakilere, yoksa ilk darbede yıkılıp yere mi düşüyorlar, İstedikleri şeyi bağıra bağıra söyleyecek kadar korkusuzlar mı? Ben senin gibi insan severim Asiye dedim. Sağol abla, ben de seni kendim gibi bildim dedi. Ama ablacım, sen de çok umutsuzsun dedi. Yok Asiye'cim dedim, umut olmadan yaşanır mı hiç? Tamam güzel ablam o zaman dedi. Vedalaşırken Asiye dedim, ne olursa olsun vazgeçme emi, hiç de korkma bi şeyden, hadi benim kızım aferin sana, haa bir de unutmadan, söylemiş miydim çoraplarına bayıldım...
jojo's fashion
18 yıl önce
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder